
“Bir hilal uğruna, Ya Rab
Ne güneşler batıyor”
MEHMET AKİF
Çanakkale Savaşı, dünyanın gördüğü en büyük ve en kanlı muharebelerden biridir. Osmanlı İmparatorluğu; 29-30 Ekim 1914 gecesi Rus limanlarını bombalayınca, Birinci Dünya Savaşı’na da resmen girmiş olur. Osmanlı İmparatorluğu, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının sahip olduğu jeopolitik önem nedeniyle, zaten uzun zamandır özellikle İngiltere’nin ilgi alanı içerisindedir. İngiltere, süratle boğazları kontrol altına alarak müttefiki Rusya’ya yardım ulaştırmak ve öncelikle bu ülkede Bolşeviklerin çıkardığı karışıklara bir son vermek niyetindedir. İngiliz donanmasına ait savaş gemileri, 3 Kasım 1914 günü Çanakkale önüne gelerek Seddülbahir ve Kumkale’deki mevzileri bombalar. Bu olay tarihçilerce, Çanakkale Savaşlarının başlangıcı olarak kabul edilir. Sonuçta, önce Rusya ve ardından 5 Kasım 1914 günü İngiltere ve Fransa da Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ederler. Kısa sürede İngiltere’nin müttefiklerinden oluşan büyük bir donanma oluşturulur. Hedef, önce Çanakkale Boğazını kontrol altına almak ve oradan geçerek başkent İstanbul’u işgal etmektir. Osmanlı Ordusu tarafından Çanakkale Boğazı’nın savunması için 3. Kolordu görevlendirilir. Yaklaşık bir hafta sonra 11 Kasım 1914 günü Osmanlı Devleti yeryüzündeki tüm Müslümanlara cihad çağrısında bulunur ama istediği desteği onlardan göremez.
Kısa sürede birçok cephede savaşlar başlar. Osmanlı Devleti adeta bir kan denizi içinde yüzmektedir. Hazırlıklarını tamamlayan İngiltere ve müttefikleri ise, 28 Ocak 1915 günü Çanakkale’ye saldırı kararı alırlar. Sonunda, dünyanın en büyük donanması ve yenilmez armadasının 12 savaş gemisi, 19 Şubat 1915 günü Çanakkale Boğazındaki Osmanlı tabyalarını topa tutarlar. Bir süre sonra hava çok bozar ve 10 gemi ile sürdürülen bombardımana 25 Şubat 1915 gününe kadar ara verilir. Bu tarihten sonra taaruz yeniden başlar ama hava bir türlü düzelmek bilmez. Bombardıman, 5-10 Mart 1915 günleri arasında daha da yoğunlaşır ama yine bir sonuç alınamaz. Zayıf Türk Ordusu, çok güçlü birleşik Batılı ordular karşısında her gün ve her saat yeni bir kahramanlık destanı yazar. Nusret mayın gemisi personeli, 8 Mart 1915 günü boğaza büyük bir gizlilik içinde 26 mayın döşeyerek düşman donanmasına büyük kayıplar verdirir. Birkaç gün sonra 18 Mart 1915 günü, dünyanın en güçlü donanması kesin sonuç almak ve başkent İstanbul’u işgal etmek için olanca gücüyle Çanakkale Boğazında kanlı ve çok büyük bir saldırı başlatır. Türk askerlerinin binlercesi, on binlercesi şehit düşerek bu korkunç saldırıyı da püskürtürler. Yabancı ordular, büyük bir hezimete uğratılır. Bu kahramanlıklar tarihe “18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi” olarak geçer.
Müttefikler bu sefer, denizden Çanakkale’yi geçemeyeceklerini anlayınca, karadan hücuma karar verirler. Bu hücuma Rus orduları da katılır ama yine bir sonuç alamazlar. Türk Ordusu, emperyalist ordular karşısında adeta etten bir duvar gibidir. Avustralya’lı ve Yeni Zelanda’lı Anzak Askerleri, 25 Nisan 1915 günü sabaha karşı Arıburnu’na, 5. İngiliz tümeni de Seddülbahir’e ve iki Fransız alayı da Kumkale’ye çıkarma yaparlar. Bu çıkarma harekatına, dünyanın en büyük donanması da destek verir. Büyük bir muharebe sonunda düşmanın beş ayrı noktadan yaptığı bu çıkarma başarılı olamaz ve düşman askerleri ancak bir köprübaşı tutabilir. Göğüs göğüse yaşanan kanlı çatışmalardan sonra 27 Nisan 1915 günü savaşı kaybeden düşman askerleri karadan geri çekilerek, deniz dökülmekten son anda kurtulurlar. Bu olaydan sonra 1915 yılının ilkbahar ve yaz aylarında yaşanan başta Kirte Savaşları olmak üzere bir dizi muharebede de, Türk ordularının gösterdiği destansı başarılar, düşman ordularını deniz savaşları gibi kara savaşlarında da başarısızlığa mahkum eder.
Çanakkale’de özellikle Kurmay Albay Mustafa Kemal Paşa’nın Anafartalar Muharebelerinde gösterdiği üstün başarılar ve kazandığı her biri birer taktik zafer olan harekatlar sonucu, düşman askerleri büyük kayıplar verdikleri Gelibolu Yarımadası’ndan 1916 yılı başında tamamen geri çekilip bölgeyi boşaltmak zorunda kalırlar. Bu Çanakkale Savaşları’nın sona erişidir. Bu ordularımızın dünyanın en güçlü orduları karşısında kazandıkları çok büyük bir zaferdir. Tarihe, Anafartalar Kahramanı olarak geçecek Kurmay Albay Mustafa Kemal Paşa, bu savaşta gösterdiği büyük kahramanlıklar neticesi çok tanınmış ve daha sonra Kurtuluş Savaşı’nın organize edilmesinde ve kazanılmasında ulusumuzun tek umudu olmuştur.
Bu yıl 109. yıldönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, bir ulusun dünyanın en büyük orduları karşısında yeniden doğuşunun müjdecisidir. Ulusal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ünlü şiiri “Çanakkale Şehitlerine” adlı destansı yapıtında bu savaşı, dizelerinde canlandırarak adeta yeniden yaratır. Türklerden ve İtilaf devletlerinden yüzbinlerce askerin yaşamını yitirdiği bu büyük ve kanlı savaş, tarihe Türklerin birleşik batılı orduları durdurup yendiği gerçek bir destan olarak geçmiştir. Çanakkale’de; ayağına giyecek çizmesi olmayan, günde bir öğün yemeği ancak bulan, silahı ve cephanesi düşmanın elindekilere göre çok yetersiz kalan, sonsuzluğa göçmüş tüm kahraman askerlerimizi, komutanlarımızı ve özellikle Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha hürmetle anıyor ve manevi anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.
Dr. Dr. Altan Armutak
- - -
Bu yazı 10 Mart 2024 tarihinde dorA HEALTH sayfasında yayınlandı!

13 Ağustos Dünya Organ Bağışı Günü

28 Temmuz Dünya Hepatit Günü

5 Haziran Dünya Çevre Günü

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!

Dünya Kitap Günü ve Kütüphaneler Haftası

