1 Ağustos 2023

30 Ağustos Zafer Bayramımız 101 Yaşında

Bu ay ...

Yeni kurulan düzenli TBMM hükümeti ordusunun ilk zaferi, Batı Anadolu’yu 1919 yılında işgal eden Yunan orduları karşısında kazanılan Birinci ve İkinci İnönü savaşıdır. Bu zafer 1921 yılı başında kazanılır ve Türk ulusunun ters giden talihinin artık düzelmeye başladığının bir göstergesidir. Bu zafer, ulusumuzun ordusuna karşı duyduğu güveni yeniden tazelemesi yönünden de çok önemli bir başarıdır. Adım adım; meclisi, hükümeti, anayasası, ulusal marşı ve düzenli ordusu oluşturulan Ankara’daki bu yeni hareketin lideri Mustafa Kemal Paşa’dır. Silah arkadaşı İsmet Paşa’nın adıyla anılan bu zaferle, emperyalist Yunan Orduları, TBMM hükümeti orduları tarafından yenilgiye uğratılarak geriye püskürtülür. Yunan ordusu özellikle moral yönünden ciddi yıkıma uğramıştır.
Daha önce, Anadolu topraklarına 300 bine yakın yeni silah altına alınmış askerle birlikte gelen Yunan Kralı Konstantin bu yenilgiyi kabul etmek istemez. İngilizlerin de kışkırtmasıyla daha da güçlenen Yunan ordusu 1921 yılı yazında, yeniden Türk topraklarında ilerlemeye başlar. Yeni kurulan ve malzeme yönünden çok eksiği bulunan ordumuz tüm çaba ve kahramanlıklarına rağmen Kütahya, Afyon ve Eskişehir’i kaybederek geri çekilmek zorunda kalır. Bu geri çekiliş milletimize çok ağır gelir. Özellikle Yunan ordularının işgal ettikleri yörelerde sivil ve savunmasız yaşlı, kadın ve çocuklara karşı gösterdiği insanlık dışı davranışlar, ulusumuzun Mustafa Kemal Paşa’dan beklentilerini iyice arttırır. Sonuçta; Mustafa Kemal Paşa, TBMM kararıyla üç aylık bir süreyle Türk Orduları Başkomutanlığına getirtilir. Onun en önemli hizmetlerinden birisi de Tekalif-i Milliye Emirleri’ni hazırlamasıdır. Bu durum, kanun gücüyle savaş öncesi ordunun ihtiyacı olan malzeme ve teçhizat için Türk milletinden yardım toplanması esasına dayanır. Yani bir nevi milletin sinesine dönmektir. Bu fedakâr hareket, kısa sürede büyük başarı kazanır.
Bu arada tekrar Kütahya’ya gelen Yunan Kralı Konstantin, Ankara’ya yürüyüp, orayı işgal etmek amacıyla ordunun komutasını eline alır ve Eskişehir üzerinden Ankara’ya doğru ilerlemeye başlar. Yunan ordusunun Türk ordusundan çok üstün olduğu bu savaş, Sakarya Nehri kıyılarında gerçekleştiğinden tarihe “Sakarya Meydan Muharebesi” olarak geçer. Sakarya’da 23 Ağustos 1921 günü başlayıp 22 gün 22 gece devam eden bu kanlı çatışmada, Yunan ordusu tüm üstünlüğüne rağmen Türk cephesini yaramaz. Türk ordusunun Başkomutan Mustafa Kemal Paşa yönetiminde gösterdiği kahramanlıklar sayesinde Yunan ordusu daha fazla dayanamaz ve 13 Eylül 1921 günü Eskişehir’e geri çekilmeye başlar. Bu savaş, eşine az rastlanır bir kahramanlık destanı olarak tarihimize geçer ve milletimizi sevince boğar. Bu savaşın kazanılıp düşman ordularının tekrar Eskişehir’e püskürtülmesinde gösterdiği büyük gayret ve kahramanlıktan ötürü Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM kararıyla “Gazi” ve “Mareşal” unvanları verilir.
Yunanlılar, İnönü savaşları ve ardından Sakarya Meydan Muharebesini de kaybedince, artık savaşacak güçleri ve moralleri kalmamış bir durumda, işgal ettikleri toprakları korumak ve bu durumu iyi bir barış antlaşmasına dönüştürmenin telaşına düşerler. Yunanistan bu başarısızlıkları nedeniyle, başta İngiltere, Fransa ve İtalya olmak üzere, müttefiklerinin askeri ve siyasi desteğini de kaybeder. Bu arada, Anadolu’da işgal ettikleri bölgelerden çekilmeye başlayan Fransızlar ve İtalyanlar, ellerindeki tüm silahları TBMM güçlerine terk ederler. Bir yandan da yeni kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, TBMM ordularının batılı emperyalist ülkelerin desteklediği Yunan ordularıyla yaptıkları savaşları kazanmalarından son derece memnundur. Ruslar da Türklere askeri ve siyasi yönden destek olmaya başlarlar. Artık, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın adı ve dehası tüm dünyaca kabul edilmiştir. Bundan sonra batılı devletlerce, Yunanlılara ya da Yunan ordusuna yapılacak tüm yatırımlar iptal edilir. Çünkü Yunanlılar verilen tüm desteğe rağmen Anadolu topraklarında başarılı olamamışlar; daha doğrusu müttefiklerinin çıkarlarını koruyamamışlardır. Batılı ülkeler sonuçta, Yunanlıları kaderine terk ederler.
Sakarya Meydan Muharebesinden sonraki yıl, Anadolu toprakları derin bir sessizliğe bürünür. Yunanlılar, Türklerle yeni bir savaş istemezler. Türk toprakları ise, bir mezar kadar sessizdir. Aslında Türkler hem bir yandan yaralarını sararlar hem de süratle toparlanarak ve sessizce silahlanarak Mustafa Kemal Paşa’nın herkesten gizlediği büyük kurtuluş planının uygulanacağı günü beklerler. İtalyanlar ve Fransızlardan kalan silahlar, İngilizlerden kaçırılan silahlar, Rusların verdiği silahlar ve Orta Asya Türklerinden gelen yardımlara ek olarak Sakarya Meydan Muharebesi öncesi milletimizden Tekalif-i Milliye Emirleri kapsamında toplanan yardımlar değerlendirilir. Ancak her şey son derece gizli ve sessiz yapılır. Halk askere çağrılır. Kaçanlara cezalar verilir. Askerlere bu sürede subaylarca eğitim verilir. Kurulan düzenli ordu güçlendirilir ve askerler savaşa hazırlanır. Toplum kendini onarır veya bir başka deyişle yeniden yaratır. Yaklaşık bir yıl süren bu hazırlık evresinde, Yunanlılar da mevzilerini güçlendirip istihbarat çalışması yaparlar.
Mustafa Kemal Paşa bu bir yıllık sürede çok ciddi askeri planlar üzerinde çalışırken, bir yandan da sade ve sıradan bir yaşam sürmektedir. Bu durum Yunanlıların da dikkatini çeker. Sanki Türkler de savaşmak istememektedir. Adeta o günkü koşullara razı olmuşlardır. Ancak aslında tüm bunlar, büyük bir planın parçalarıdır. Mareşal Mustafa Kemal Paşa 1922 yılı yaz aylarında hazırlıklarını tamamlar. Önce en yakın çevresine planlarını açıklar; daha sonra da tüm ordu komutanlarını toplayarak askeri taktiklerini onlara izah eder. Her şey bir gizlilik içinde yürütülecektir. Yunan Ordusu aniden başlatılacak şiddetli top atışıyla büyük bir baskına uğratılacak ve birlikler arasındaki uyum ve haberleşme bozulacaktır. Daha sonra süvari ve piyade hücumlarıyla Yunan ordusu dağıtılarak sıkı takibe alınacak ve denize doğru sürülecektir. Bu planı çok riskli bulan bazı yüksek rütbeli subay ve ordu komutanlarına Mustafa Kemal Paşa; bir yıllık sürede ancak bu kadar güç topladıklarını, tüm askeri harekatın sorumluluğunun kendisinin üstleneceğini ve bu harekatın son şansları olduğunu kesin bir dille anlatır. Yüksek rütbeli subayların bazıları zorla da olsa bunu kabul ederler ve hazırlıklara başlarlar. Artık her şey hazırdır. Mustafa Kemal Paşa, savaşın başlayacağı gün için 26 Ağustos 1922 sabahı şafak vaktine işaret eder. Yunanlıların şüphelenmemesi için tüm tedbirler alınır ve Gazi Mustafa Kemal Paşa 20 Ağustos 1922 günü Konya Üzerinden Akşehir’e gider. Herkes onu Ankara’da sanmaktadır.
Her şey planlandığı gibi başlar. Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi idare edecekleri Kocatepe’ye gelirler. Sabah 05:30 da yoğun ve şiddetli bir top ateşi başlar. Yunan mevzileri darmadağın olur. Düşman ağır ve ezici ateş altında perişandır. Sonra sağdan ve soldan Yunan Orduları sarılır. Süvariler de arkadan kuşatırlar. Bu şekilde İzmir’e doğru kaçmalarına da izin verilmez. Mustafa Kemal Paşa idaresinde 30 Ağustos 1922 günü yapılan son muharebede ise Aslıhanlar-Dumlupınar mevkinde Yunan ordusunun 200 bin kişilik büyük bir bölümü ortadan kaldırılır. Mustafa Kemal Paşa askerlerine o gün şu emri verir “Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir, İleri!”
Türk ordusu kaçan Yunan Askerlerinin peşinde, denize doğru kovalamayı sürdürür. İzmir’e 9 Eylül 1922 günü girilir. Mustafa Kemal Paşa da 10 Eylül günü İzmir’e gelir. Bu şekilde İzmir’deki 3 yıllık kanlı Yunan işgali sona erdirilir. Yaklaşık bir hafta sonra 18 Eylül 1922 günü itibariyle Anadolu tamamen Yunan askerlerinden temizlenir. Burada Türklerden kaçan Yunan askerleri ve yerli Rumlar; Yunan, Amerikan ve İngiliz savaş gemilerince denizden toplanarak, Yunan adalarına taşınır. Yunan ordusu için 30 Ağustos 1922 gerçek bir bozgundur. Bu zafer, Türkler için Mudanya Mütarekesi’ne giden kapıların açılmasını sağlar. Tüm bu gelişmelerin ışığı altında 30 Ağustos Zafer Bayramı, ülkemizin, emperyalist batılı ülkelerin desteklediği Yunan askerlerinin işgalinden kahramanca kurtulduğu ve bağımsızlığını kazandığı bir dönüm noktasıdır. Yurdumuzda 30 Ağustos ilk kez 1924 yılında Afyon’da “Başkumandan Zaferi” adıyla kutlanmaya başlanmış; 1926 yılından bu yana da ülkemizde “Zafer Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Bu onurlu savaşın kazanılmasında büyük katkılar sunan başta ulu önderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun aziz silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizin manevi hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Büyük Zaferin 101. Yılı kutlu olsun.

Yrd. Doç. Dr. Dr. Altan ARMUTAK

- - -

Bu yazı 1 Ağustos 2023 tarihinde dorA HEALTH sayfasında yayınlandı!